'Singapur Zirvesinin Hedefi İran'

Haber Tarihi : 14.06.2018 11:16:02 Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu: 'ABD, nükleer silahlardan arınma konusunda, Kuzey Kore ile yaptığı anlaşmayı İran'a karşı koza dönüştürebilir. Dolayısıyla İran'a müdahale için 'İran nükleer çalışmalarına devam ediyor.' senaryosu daha da güçlenecektir' 'Anlaşmanın nükleer silahların olur olmaz kullanımının engellenmesi bağlamında pozitif bir içeriği var. Ancak taraflar arasındaki tek gündem nükleer silahlar değil, aynı zamanda ticaret, yatırım ve Kuzey Kore'nin yapısal değişimi konuları da var' 'Çin'i daha sert cezalandırmak için şu anda güvercin uçuruluyor. Ama o güvercinleri birileri vurabilir. Daha çatışmacı bir duruma işaret eden bir risk bu' 'Diyelim ki nükleer konusunda bu risk olmadı, Kuzey Kore nükleer silahlarını gömdü. Bu durumda uluslararası kamuoyunda eleştirilen bir ülke kalıyor geriye, o da İran' 'İsrail'in İran'a saldırı hazırlıkları olduğu yönünde iddialar da var. Tabii İsrail intihar etmek istiyorsa bunu yapabilir ama bence burada niyetleri üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir' 'İran'ı sıkıştırarak ve bunu tehdit konusu yaparak Rusya'nın İran'ın ipini çekmesini sağlamaya çalışma gayretleri var. Bunu hem İsrail hem de Suudi Arabistan istiyor' 'Kuzey Kore liderinin kabul etmesinin mümkün olmayacağı koşullar gündeme gelebilir. O zaman da bu mutlu tablonun yerini gayet çatışmacı bir durum alabilir. Doğrusunu isterseniz bu durumda Amerika'nın kaybedeceği hiçbir şey yok'
A +   A -

GÜLSÜM İNCEKAYA - Galatasaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un tarafından Singapur'da imzalanan ortak açıklamanın, İran'a baskı unsuru yapılacağını ifade ederek, ''ABD, nükleer silahlardan arınma konusunda Kuzey Kore ile yaptığı anlaşmayı İran'a karşı koza dönüştürebilir. Dolayısıyla İran'a müdahale için 'İran nükleer çalışmalarına devam ediyor.' senaryosu daha da güçlenecektir.'' dedi.

ABD Başkanı Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında gerçekleşen zirveyi AA muhabirine değerlendiren Prof. Dr. Dedeoğlu, tarihi zirvenin ticari, askeri, siyasi boyutları olduğunu söyledi.

Dedeoğlu, Singapur zirvesinin yıllardır bir araya gelemeyen iki devleti buluşturduğunu belirterek, "Anlaşmanın nükleer silahların olur olmaz kullanımını engellenmesi bağlamında pozitif bir içeriği var. Ancak taraflar arasındaki tek gündem nükleer silahlar değil, aynı zamanda ticaret, yatırım ve Kuzey Kore'nin yapısal değişimi gibi konular da var." diye konuştu.

Atılan imzalara rağmen Kuzey Kore ve Çin'in anlaşmaya sadık kalmaması durumunda çok sert cezalarla karşılaşabileceğinin altını çizen Dedeoğlu, şunları söyledi:

"Kuzey Kore, nükleer konusunda verdiği sözleri tutmayabilir. Singapur'a, neredeyse Kuzey Kore'nin ayağına kadar giden ABD, böyle bir anlaşmazlık durumunda dönüp dünyaya 'Ben size demedim mi bu tür ülkelere güvenilmez.' diyecektir. Bu işin birinci riski. Belki de daha sert önlem almak, Çin'i daha sert cezalandırmak için şu anda güvercin uçuruluyor. Ama o güvercinleri birileri vurabilir. Daha çatışmacı bir duruma işaret eden bir risk bu. İkinci boyut ise şu: Diyelim ki nükleer konusunda bu risk olmadı, Kuzey Kore nükleer silahlarını gömdü. Bu durumda uluslararası kamuoyunda eleştirilen bir ülke kalıyor geriye, o da İran."

- "İran ve Rusya'ya baskı yapan bir anlaşma oldu"

Prof. Dr. Dedeoğlu, Kuzey Kore ile yapılan nükleer anlaşma başarılı olursa dünya kamuoyunun dikkatinin İran ve Rusya'ya çevrileceğini ve ABD'nin de bunu kendi lehine kullanacağını öne sürdü.

ABD'nin "Kuzey Kore bile dize gelmişken İran nasıl olur da dize gelmez." kozunu kullanacağını ifade eden Dedeoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunun devamında gelecek olan söylem ise 'Çin, Kuzey Kore'yi ikna etti. Dolayısıyla Çin ile ticari anlamda birtakım anlaşmazlıklar olabilir ama bu askeri anlaşmazlık anlamına gelmiyor. Oysa Rusya, İran'ı ikna etmeyi beceremedi. Dolayısıyla Rusya ile sadece ticari anlaşmazlıklar değil, ayrıca askeri anlaşmazlıklar da söz konusu olabilir.' Denenmeye çalışılan şey büyük ölçüde bu. Bu nedenle İran ile Rusya görüşme sonrasında yaptıkları açıklamalarla tepkilerini ortaya koydular.

Nükleer silah konusunda 'Kuzey Kore ile bile anlaşma sağlandı, İran ise nükleer çalışmalarına devam ediyor.' senaryosu güçlenecektir. Hatırlarsanız İsrail, İran'ın nükleer çalışmalara devam ettiği yönünde dünya liderlerini bilgilendiriyor. Görüştüğü bütün devletler de ikna olduğunu söylüyor. Dünya kamuoyunda İran'ın sözünde durmadığı yönünde bir algı oluşuyor. Kim Jong-un gibi çok açıkça tehdit eden biri bile nükleerden vazgeçmişken, Netanyahu'nun çabalarıyla İran'ın gizliden gizliye nükleer silah üretmeye çalıştığı ileri sürülüyor."

İsrail'in İran'a saldırı hazırlıkları olduğu yönündeki iddialarla ilgili Dedeoğlu, şunları aktardı:

"Tabii İsrail intihar etmek istiyorsa bunu yapabilir ama bence burada niyetleri üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. İran'ı sıkıştırarak ve bunu tehdit konusu yaparak Rusya'nın İran'ın ipini çekmesini sağlamaya çalışma gayretleri var. Bunu hem İsrail hem de Suudi Arabistan istiyor. Ancak İran devlet geleneği olan bir ülkedir ve böyle bir siyaset uygulamaz. İran'a yönelik baskının en büyük sebebi ise İran'ın Suriye'den, Lübnan'dan, Yemen'den elini çekmesi içindir. 'Kendi sınırlarına dön.' deniyor. Trump'ın Kuzey Kore ile görüşmesinin en önemli sebebi, Kuzey Kore'nin başka ülkelerde faaliyetinin olmamasıdır."